Beyaz yazılar...

28/12/2007 - Yeşil elbise...

Kategori: hikaye
Yeşil Elbise...

Yolda karşılaştığımızda, ezan okunuyordu.
-Gel seni camiye götüreyim dedim. Bugün Cuma biliyorsun.

-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi.

-Biliyorum ama dedim. Sebebini de merak ediyorum.

-Ne bileyim olmuyor işte, dedi. Belki çevrenin de tesiri var. Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.

Gayri ihtiyari gülmeye başladım.

-Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terk edilir mi?

-Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile çok düşkün olduğumu biliyorsun.

Gerçekten de öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.

-Peki, dedim. Hayatında hiç camiye gitmedin mi?

-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, diye cevap verdi.

Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi pek zannetmiyorum.

Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.

Onunla konuşmamızdan iki ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.

Yavaşca yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:

-Hani, dedim. Camiye gelmeyecektin?

Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu...
 
  CÜNEYD SUAVİ
Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/10/2007 - Ellerinden tutmalısın hayatı ...

Kategori: hikaye

 

 

                  ELLERİNDEN  TUTMALISIN  HAYATI

                    

                  En  isyankar   zamanlarımda   tanıdım  onu . Kimseye   güvenim  kalmamıştı . Bakan  yarı   pişman  nefretimi   bulurdu   gözlerimde ...  Yüreğim    nice  kaygıların  ayak   izleriyle  doluydu .  Bir   avuç   sevgim  kalmıştı  yüreğimde  ;  onu  da  kendime   saklıyordum .  Yaşıyordum !  Tabi   buna  yaşamak  denirse ...  Kendini  nehrin  akışına  bırakmış   bir  yaprağa  benziyordum  aslında .  Nereye  sürüklerse  hayat  ,  oraya  akıp   gidiyordum   işte ...

                   Bir   gün  yine  burnumdan  soluyordum  hayatı . Bir  kitapçı  dükkanındaydım . Dükkanın  sahibi  olduğu  anlaşılan  orta  yaşlı  amca ,  masasında  oturmuş  kitabını  okuyordu . Bense  aradığım  kitabı  bir  türlü  bulamıyordum .  Başladım  söylenmeye :

                  Bu   nasıl   kitap  dükkanı ?  Aradığım  hiçbir   şeyi  bulamıyorum ! ”

         Kendinden  emin  ve   ciddi  bir  edayla :

                   Belki  de  yanlış   şeyi  arıyorsunuzdur .  Ya  da    aradığınız  her  neyse  ,  sizin  bu  hışmınızdan   korkup  bir   yerlere  sinmiştir  . ”  dedi .

         Bu   küstahça  davranışa  öyle  kızmıştım  ki ,  ne   desem  sinirim  geçmezdi  .

                   Ne  demek  bu  şimdi  ?  Siz  kimsiniz  ki benim  davranışlarımı  sorguluyorsunuz  ? ”   diye  çıkıştım .

         Yine  kendine  has o  emin  ve  ciddi   duruşuyla :

                    Belki  hiçbir   şeyim ,   belki   de  tutunabileceğiniz  dalı  uzatabilecek tek   kişiyim   .”  diye   cevap   verdi .

         Sinirim   bir   kat   daha   artmıştı  .  Bu  ne  kendini   beğenmişlikti  böyle  ? Hiçbir  şey  söylemeden  çekip  gittim  .  Ama  bir  türlü  ne  demek  istediğini  anlayamıyordum . Acaba  ne  söylemek  istemişti  ?  Gözlerimde   kimseye  hissettirmediğim   hüznü  ,  yalnızlığı  ve  acıyı   anlamış   olabilir  miydi ?  İmkansız !  Çünkü  ben  onları  nefretimin  ardına   gizlemiştim .

                   Ertesi  gün   dayanamayıp   yeniden   dükkana   gittim  .  Masanın  başına  oturmuş  kitap  okuyordu . Beni  görünce  tebessüm  etti  .  Kimseye  güvenmeyen   ben ,  bu  tebessümü  görünce  ,  ilk   defa  yüreğimin  ısındığını  hissettim .  Masasından   kalkıp   yanıma  geldi .

                 Dün   bulamadığınızı  ,  tekrar  aramaya    geldiniz  ?  dedi .

                  Siz  benim  neyi  aradığımı   benden  daha  iyi  bildiğinizi   düşünüyorsunuz  . Bu  nedenle  sizden  istemeye   geldim  . ”  dedim . 

              Sanki  beklediği  cevaptı  bu .  Birlikte  kitaplığın  en  son  rafına   kadar  yürüdük .  Rafın  en  üstünde  bir  kutu  vardı  .  Onu  aldı . Açtığında   içinde   sadece   beş  farklı   kitap  vardı . Bir   tanesini  alıp ,  kutuyu   itinayla   eski  yerine  koydu . Kitabı  bana   uzatırken ;  

                  Bu   kitap    dedi “  Senin  için  yazıldı .  Ve  bir gün  senin  gelip  onu   almanı     bekledi  .     Gayri   ihtiyari  güldüm  .

                    Bu  ne  saçmalık  böyle  . Hangi  yazar  sadece  benim  için  kitap  yazar  ?  Üstelik  beni  tanımadan ... ” 

                  “Bu  kitabı  ben  yazdım  ve  kutuda   bulunan  diğer  dört  kitabı  da  . Sadece  beş  kişi  için  .  Ve  biri  sensin  .”

                      Peki ”  dedim    Neden  sadece  beş  kişi  için ? 

                      Bana  bunun  nedenini  sormadan  önce  kitabı  okumalısın  .  Üç  gün   sonra   kitabı   okuyup  gelirsen  nedenini  anlatırım .  ” dedi .

 

              Eve  gider  gitmez  kitabı  okumaya  başladım .  İlk  sayfasından  itibaren  hayretler  içinde  kalmıştım  .   Bu   kitap  resmen  benim  ruh  halimi  anlatıyordu  . 

                     Yüreğinde   beslediğin  umudundu  ,  gönül  bahçene  diktiğin   gül  .  Bir  bahçıvan  gibi   itinayla  bakmıştın  ona .  Çok  çabalamıştın  büyümesi  için  . Ve  nerdeyse  boyuna  geldiği  bir  gün ,  hunharca   kesip   soldurmuşlardı  gülünü  .  O   günden  sonra  hiç  umut  gülün  olmadı  senin .  Cesaret  edemedin yeni  umut  gülleri  dikmeye  .  Sen   sadece  gülünü  soldurana  kin  besledin  . Nefretle  baktın  herkese . Çok  derinlere  gömdün   sevgini. Hayatın  sürüklediği  yere  akıp  gittin .  Oysa  yeni  umut  gülleri  ekmeliydin .Sevginin  tüm  kapıları  açabileceğini  unutmamalıydın  .  Ve  hayat  seni  değil ,  sen  hayatı  sürüklemeliydin  ardından  .  Ama  geç  kalmadın  henüz  .  Hala  yeni  umut  gülleri  ekebilirsin  gönlüne  .  Sevgiyi  yerleştirebilirsin  gözlerine  . Ve  hala  insanlık  sıfatına  dahil  olabilirsin . Kalbinde  nefrete  yer  yok  senin .  Nefret   olan  yerde  gül  yetişmez . ” Ve  daha  bir   çok  güzel  söz  vardı  kitapta  .  Her  biri  benim  için  yazılmıştı  sanki .  

                   Nihayet   üç  gün  dolmuştu  .  Dükkana  gittim . Her  zamanki  gibi  kitap  okuyordu  masasında .  Yine  tebessüm  etti  beni  görünce .Ve aynı  tebessümün   bende  de olduğunu  gördü  .  Kitabının  işe  yaradığını  düşünüyor  olmalıydı .

                      Bana  beşin  anlamını  anlatacaktın  ? ”  diye  sordum .

           Yine   kitaplığın   son   rafına   kadar   yürüdük   .  Kutuyu   açtı  .  Kitapları   tek   tek  eline  alarak  ;

                       Bu   beyaz    kaplı   kitap  iyilik  için  yazıldı  ;  kötülüğü  meslek  edinen   sahibini   bekliyor  .  Bu  yeşil  kaplı  kitap  merhamet  için  yazıldı  ;  merhametini  çok  derinlere  gömen  birini   bekliyor .  Bu  ebruli  kitap  mutluluk  için  yazıldı ;  mutluluğu  isteyen ,  fakat  onu  bir  türlü  kendi  içinde  aramayan  sahibini  bekliyor .  Bu  mavi  kitap  gökyüzü  için  yazıldı  ;  gökyüzünü  yitirmiş  ,  sahte  renkleri  kendine  dost  edinen  ve   ruhunu  yeryüzüne  hapsetmiş  sahibini  bekliyor . Son  olarak  sana  verdiğim  pembe  kitap . O  da  nefretin  içinde  sıkışmış , kurtulmaya  çalışan  sevgi  için  yazıldı .Ve  sahibini  buldu.”

                       Peki    dedim    Bu   kitapların  sahibini  nasıl  anlayacaksın  ?  Ve  beni  nasıl  anladın  ? 

                       Gözler  ruhun  içini  gösterebilen  tek  açık  penceredir .”  dedi . “  Senin   gözlerinde nefret  vardı  .  Ama  bu  nefret  sadece  kapaktı  . Kapağı  açtığımızda   sevgiyi  içinden  çıkarabilirdik . Ve  ben  sadece  kapağı  açmana  yardımcı  oldum  . Diğer  kitapların  sahiplerini  de   gözlerine  bakarak  bulabilirim . ”

                  Onu   tanıdıkça  çok  eşsiz  bir  insan  olduğunu  düşündüm  . Herkesin  kendi  menfaati   için  çalıştığı  bu   zamanda  ,  o  başkalarının  iyiliği  için  çabalıyordu  . Bu  nedenle    belki  de   özel  olarak  gönderilmiştir    diye  düşünüyordum  .  Sonra  ki  günlerde   sık  sık   dükkana  uğradım  . Uzun  sohbetler  içinde   zamanı  unuttuk .  Çok  şey  öğretti  bana ,  hayata  dair ... Diğer  kitaplarda   yavaş  yavaş   sahiplerini   buluyordu  . Ve  o  insanlarda  tıpkı  benim  gibi  minnettardı  ona .

                   Bir   gün     Gidiyorum    dedi .  Burada  işi   bitmişti  .  İyiliği  ,  merhameti  ,  mutluluğu  ,  gökyüzünü  ve  sevgiyi  kaybetmiş   başkaları  da   vardı  .  Hiç   bıkmadan  bunları  taşıyacaktı   insanlara  . 

                      Peki    dedim    Ya  sen  gidince  yine  eskisi  gibi  olursam  ? ”

           O   hep  gülümseyen  yüzüyle  baktı  gözlerime  . 

                      Senin  gözlerinde  artık  sevgi  var .  Üstelik  nefretin kırıntısı  bile  kalmamış . Sevgi  her  güzel  duyguyu  beraberinde  getirir .  Geçenlerde  küçük  bir  çocukla  simidini  bölüşürken  gördüm  seni  . Artık  sadece  kendini  düşünmüyorsun  . Hatta  kendinden   daha  fazla   düşünüyorsun  başkalarını  ...  Gönlüne  diktiğin  umut  gülünde  koskocaman   oldu .  Bak   kokusu  burnumuza  kadar  geliyor  . ”

            Güldük ...  Bir  süre  sonra  ben  yine  düşünceli  gözlerle  baktım  yüzüne  .

                      Eğer     dedi     Bu  konuda  bir  şüphem  olsaydı  ,  bu   şüphe  geçene  kadar  gitmezdim  . 

                   Ertesi  sabah  erkenden   dükkana  gittim .  İçeri  girdiğimde  başkası  vardı  onun  masasında  .     ‘ Herhalde    bir  yere  kadar  gitti    diye  düşündüm . Bir  hayli  zaman   kitaplara  baktım .  Daha  fazla  dayanamayıp  sordum  ;

                     Buranın    sahibi  kitapçı  amca ,  bugün   gelmeyecek  mi ? 

                      O  ,  bu  sabah  gitti  . Zaten  bir  aylığına  gelmişti  . ”  dedi .

                   Demek  gitmişti  !  Bu  iyi   yürekli  insan  ,  başkalarına  kitaplarını  götürecekti . Burada   kalmasını   istemek   bencillik  olurdu  .  Başkalarının da  ihtiyacı  vardı  böyle  insanlara .  Keşke  sayıları   daha  fazla  olabilseydi  ....

                   Sessizce  veda  ettim  iyi  yürekli  kitapçıma  . Eve  doğru  yürürken  pembe   bir  gül  aldım  . Ve  hep  sevgiyi  taşıdım  yüreğimde  . Hayatımın  sonuna  kadar  sevgiyle  sonsuzluğa  &nb

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayatın amacı kendisi değil , ötesidir!...

Kategoriler

Arkadaşlarım

ahsennur
aisece
1984nilufer
hafsa
mansur
hiramusta
beyazdilekcem
igra
nyucel
subat75
affeyleallahim
siyahpatya
amenna
resulevuslat
allame
***akif*** *******
receppiskin
umut27
ademyakub
rahmetli645
metekan
sivist
hisari
fatih03
nasibim
adimsonbahar
asr
biryaprakmisali
irmaksu
saclariniz
araf12
philton
webmasterkaynaklari
siberdevlet
mehmet orhan durdu
Seyma .
esmaulhusnafaziletleri
farenjitnedir
teknikpcdersleri
dergahli
abdullahbirisi
allahinadiyla
kesintisizguckaynagi
iremsultan
ccna
koaksiyel
fiberoptikci
beyonceresimleri
zekiye yıkılmaz
kartanesimisin
vahdetfm
griya
bayramsekeri
dostilleri
rahmetdamlasi
doymadimsana
mitchizmet
nurufirak
busraustaomer
nevyildiz
bilginerdogan

Clock Generator - bigoo.ws


Myspace Graphics

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....